Raf Teknolojisi

30.YIL ANISINA

 

Dile kolay perakende sektöründe toplam 34. yıl. Bu sektörle ilgili anlatılacak o kadar çok şey var ki. Sektörün ülkemizdeki gelişimi, geçmişte var olan ve bugün olmayan meslek kolları mı desem, geçmişte olmayan ve aklımızın ucundan geçmeyen yeni yeni meslek kolları ve daha neler neler. Belki merak edeniniz olabilir nelerdir diye...? Bunlara bir iki küçük örnek vereyim: Geçmiş dönemde her mahallede mutlaka bir orloncu dükkanı olurdu, bugün arasanız bulamazsınız. O zamanlar marketlerde su veya telefon satılacak deselerdi inanırmıydık..? Her köşe başında kitap büyüklüğünde video Kasetleri dükkanları vardı ve yeni bir iş kolu olarak türemişti, hepsi kayboldu. Bugün doğalgaz dükkanları var, gazınız on bin kilometre uzaktan gelecek deselerdi inanırmıydınız...? Daha neler neler.

Sevgili okuyucular perakende sektörü ile ilgili bilgi ve birikimlerimi Bursa'nın en büyük ekonomi gazetesi Ekohaber' de diziler Halinde yayınlıyorum. Bu yazı dizisi bittikten sonra kitap haline getirip, Gökçelik'in 30.kuruluş anısına dağıtacağım. Umarım sektöre bir katkım olur.

Saygılarımla.

Yalçın ARAS

 

 ------------------- o -------------------

  

Üst Gelir Grubu da BİM' in Hedef kitlesi

 

Türkiye genelinde toplam bin 357 mağaza sayısına ulaşan BİM marketler zinciri, bu yılın sonuna kadar 47 yeni mağaza daha açmayı hedefliyor BİM marketler zincirinin son olarak bin 357' nci mağazasını açtığını söyleyen BİM Operasyon Komitesi Üyesi ve Finansman Direktörü Haluk Dörtlüoğlu "Bu yıl tahminimizin üstünde bir büyüme yakaladık. Son olarak bin 357'nci mağazamızı açtık. Yeni mağazalar gündemde. Çalışan sayımız da 7 bin 700'ü aştı" dedi.

BİM; bu yıl 133 mağaza açtı. Yıl sonuna kadar da 47 mağaza açma hedefi var. Türkiye'de ilk kez BİM marketlerinde ürünlerin maliyetlerini düşürmek için rafta değil kolilerde sunduklarını belirten Dörtlüoğlu "BİM mağazaları her türlü abartılı harcamalardan kaçınarak dekore edilir Bizim sistemimiz yüksek indirim modelidir. Biz en ucuz ürünü sunarken onun kaliteli olmasına özen gösteririz" dedi.

Dörtlüoğlu ucuz oldukları için sadece alt gelir grubuna değil Yeşilköy, Etiler, Bağdat Caddesindeki marketleriyle üst gelir grubuna da hitap ettiklerini söyledi. Dörtlüoğlu, piyasalarda yaşanan dalgalanmanın etkileri konusunda şöyle konuştu: "Son dalgalanma satışlarımızı etkilemedi. Perakende sektörü büyüyor. Biz de kendi segmentimizde büyüyeceğimize inanıyoruz."
 

 

 ------------------- o -------------------

 

Bisse artık sadece gömlek markası değil

 

Bisse markasının sahibi ibrahim Kefeli, iki yıl önce ürün yelpazesini genişletmesine rağmen hâlâ "gömlekçi" olarak anılmaktan yakınarak "Eşarbın Vakko'ya yapıştığı gibi bize de gömlek yapıştı. Halbuki bizde son iki yıldan itibaren takım elbiseden triko kazak ve tişörte, ayakkabıdan kemere yüzlerce ürün çeşidi var" diye konuştu. İbrahim Kefeli, 2001 krizinin etkisinden kurtulduktan sonra 2004 yılında yeniden yapılanmaya başladıklarını söyledi. O zamana kadar deneme üretimi yaptıkları takım elbise ve üst giyim gruplarını, 2004'te ürün yelpazesi içine yerleştirdiklerini anlatan Kefeli, "Değişim sadece ürün yelpazesinde yaşanmadı. Sonraki adım olarak ma aza dekorasyonlarını değiştirdik. Personelimizi senede iki kez eğitime alıp, hizmette de yeni konsepte uyumlu hale geldik. Artık Bisse son iki yıldır konsept erkek giyim markası oldu" şeklinde konuştu.
 

  

-------------------- o ------------------

 

Goldaş Çin'de 200 Mağaza Açacak

 

Goldaş, altında marka denince ilk akla gelen isimlerden. Türkiye'nin altın ithalatının yüzde 50'sini, gümüş İthalatının ise yüzde 75'ini gerçekleştiriyor.

5 kıtada 45 ülkeye ihracat yapan şirketin 2005 yılı ihracatı 56 milyon dolar, cirosu ise 2.3 milyar YTL, Türkiye dışında Rusya ve Çin'de mağazacılık faaliyetlerini sürdüren Goldaş'ın hedefi bu üç ülkenin altın mağazacılığında en büyüğü olmak. Goldaş Yönetim Kurulu Başkan vekili Sedat Yalınkaya, özellikle Çin'de büyük potansiyel olduğu inancında.

"Bütün Türkiye oraya gitsek yine de o pazara yetmeyiz. 10 sene sonra artık o pazar doyar mı diye bir endişeniz yok" diye konuşan Yalınkaya, 5 yıl içinde Çin'de 200 mağaza açmayı planladıklarını söylüyor. Avrupa'daki yapılanmasını ise Fransız ya da Alman bir mücevher zincirini satın alarak gerçekleştirmeyi planlıyor.
 

  

----------------- o ----------------

  

Saf Kaşmiri En İyi Anlatan Tasarımcıya Ödüller

 

Silk&Cashmere, kaşmir kaşkol ve kaşmir şal koleksiyonunda kullanacağı bir desen bulmak İçin yarışma düzenliyor. Yarışmayı kazanan Silk&Cashmere'in St. Moritz'deki mağazasına 4 günlük gezi, 5 bin dolar ödülünün yanı sıra Silk&Cashmere Genel Müdürlüğün'de 3 ay staj ile ödüllendirilecek. Kaşmirin sofistike ve yumuşak duygusunu en iyi anlatan bir desen bulmak adına yarışma düzenleyen Silk&Cashmere, bulunan deseni tüm sezon kaşmir kaşkol ve kaşmir şal ürünlerinde kullanacak. Deseni yaratırken hislerin anlatıldığı bir ön yazı ve CV ile fabeks@fabeks.com adresine projesini gönderen herkes yarışmaya katılmaya hak kazanacak. Yarışmayı kazanan ise 30 Kasım'da açıklanacak.

  

------------------- o ------------------

  

AMPD Yönetim Kurulu Başkanı Nuşin Oral: "70 milyar dolarlık tüketici harcamalarında % 42'lik paya ulaşan alışveriş ve perakende sektörünün,

perakende endeksini oluşturmaya çalışıyoruz"

 

70 milyonu aşan nüfusuyla yabancı yatırımcılar için cazibe merkezi olan Türkiye'nin perakende sektörünün büyük bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayan AMPD Başkanı Nuşin Oral, sektörü geniş bir açıdan Raftech okuyucuları için değerlendirdi.

 

Sayın Nuşin Oral, öncelikle röportaj talebimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Sektörle ilgili sorularımıza geçmeden Önce sizi okuyucularımıza tanıtabilir miyiz?

Şu anda bulunduğum konum itibariyle Yeni Karamürsel Mağazalar (YKM) Yönetim Kurulu üyesiyim. Aynı zamanda Alışveriş Merkezler ve Perakendeciler Derneği'nin (AMPD) Yönetim Kurulu Başkanı'yım. YKM olarak, 1994 yılından beri AMPD'nin kurucu üyelerinden biriyiz. Yine aynı şekilde 1994 yılından beri de AMPD'nin tüm yönetim kurullarında görev aldım. Bugün ise AMPD'nin Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürütüyorum. 15 seneden bu yana da sektörün içindeyim.

 


Alışveriş Merkezleri ve Perakendeciler Derneği (AMPD) hangi çalışmaları gerçekleştirmek amacı ile kuruldu? Derneğin yapmış olduğu belli çalışmalar nelerdir?

AMPD, 1999 yılında perakende sektörünü kurumsallaştırmak üzere kuruldu. Burada er önemli amaç ise, sektörün özellikle eğitim ve bilgi konularındaki eksikliklerini tamamlamaktı, ilk kurulduğunda Alışveriş Merkezleri Derneği adı altında kurulmuştu. O zamanlar derneğin kurucu üyeleri her zaman gıda, alışveriş merkezleri ve gıda dışı perakendecilerinden oluştu. Kuruluşundan bu yana derneğimiz ağırlıklı olarak eğitim ve sektöre hizmet eden konferanslar üzerine yoğunlaştı. Ve 2000lere geldikten sonra da ağırlıklı olarak gene sektörün sorunlarına ve sektörün ihtiyaçlarına yönelik çalışmalar yapmaya başladı. Bunun yanı sıra sertifika programlarını, eğitimlerini ve konferansları sürdürdü. Geçen yıllarda özellikle 4 uluslararası perakende kuruluşunun temsilciliğini aldı, Türkiye'de bunlardan ilki Alışveriş Merkezleri Derneği Uluslararası ICSC, aşağı yukarı 50.00054.000 üyesi var. Amerika'da dünyadaki en büyük kuruluş onların. İkinci olarak National Retail Federation (NRF) aynı şekilde NRF de yine 50.000 üyesi olan dünyadaki en büyük perakende kuruluşu onların temsilcisi. Üçüncü olarak Euro Commerce. 2 senedir devam eden temsilciliği Euro Commerce de Avrupa Birliğinin bütün toptan ve perakende ticaret yasaları üzerine özellikle çok ciddi çalışmalar yapan bir kuruluş. Sektörümüzün de artık büyümesi ile bir takım regülasyon ihtiyaçları gerekti. Özellikle regülasyon AB uyum süreci için oldukça önem taşıyor. Son olarak da FARA dediğimiz Federation of Asian Retailers Association Asyalı Perakendeciler Birliklerinin Federasyonu birkaç senedir onun temsilciliği de Türkiye'de yürütülüyor. Orada da 17 Asya ülkesi var. Uzak Doğu ülkeleri ve Asya ülkelerinin içinde olduğu Avustralya'nın da içinde olduğu yani Amerika'dan öbür tarafa uzanan bir spektrumda temsilcilikleri AMPD olarak yapıyoruz. Biz bunları bu temsilcilikleri neden alıyoruz dersek; Bunlardan en önemlisi sektöre benchmark yapıyoruz. Hem onların eğitim konferans çalışmalarını, baskılı malzeme çalışmalarını Türkiye'ye getiriyoruz ve sertifika programlarını Türkiye'ye uyarlıyoruz hem de, özellikle deneyimlerinden yararlanarak Türkiye'ye bu bilgi birikimini aktarıp perakende sektörüne kurumsallaşma sürecinde yön verebiliyoruz. Bu kuruluşlar çok önemli aynı zamanda.

 

Türkiye'nin coğrafi konumu itibarı ile dünyada farklı coğrafyalardaki birçok derneğe üye olabiliyor diyebilir miyiz?

Evet aynen öyle. Türkiye'nin çok önemli bir özelliği var. Derneğin yapısında çok önemli bir farklılık var. Oda hem alışveriş merkezlerini hem gıda perakendecilerini hem de gıda dışı diğer zincir perakendecileri hepsini aynı çatı altında temsil etmesi. Çünkü dünyada bunlar zaman zaman ayrı yapılarda da yer alabiliyorlar. Ama bizdeki örnek, ICSC'ye de örnek oldu ve bazı ülkelerde bu modelleri kullanmaya başladı.

 

Başka söylemek istediğiniz derneğin çalışmalar; ile ilgili alarak...

Derneğin çalışmaları ile ilgili olarak özellikle yapmış olduğumuz üç hususun altını çizersek; ilk olarak özellikle sektörün alışveriş merkezleri yönetimi hakkında sertifika programları, eğitim konferansları çalışmamız var. Bu eğitim çalışmaları içinde alışveriş merkezleri tarafında İOSC'nin sertifika programları uyarlıyoruz. Bunun benzeri bir program yok. Türkiye'de bugün 113 alışveriş merkezi var. Önümüzdeki 4 yılda en az bir 50 tane açıldığını düşünürsek ve yetişmiş alışveriş merkezi yöneticisi olmadığını düşündüğümüzde, bu sertifika eğitim programı tek eğitim sertifika programı, ikincisi Milli Eğitim Bakanlığı ile beraber ortak yaptığımız çalışma var bu; sektörün genel ihtiyacını karşılamak üzere oluşturuldu. Çünkü sektörün çok hızlı bir büyüme oranı var. Çok da ciddi bir alışveriş merkezleri yatırımı ve mağaza açılımları yüzünden personel ihtiyacı var. Sektörde şu anda yeterince yetişmiş eleman yok. Bu nedenle sektör Milli Eğitim Bakanlığı ile bir çalışma yaptı ve bu çalışmanın içinde de ticaret liseleri ne perakende bölümünün açılmasına ön ayak olduk. Birleşmiş markalar Derneği ile de yapmış olduğumuz ortak çalışma var. Bu çalışmanın sonucunda şu anda 5 pilot okulda eğitim başlıyor. Hemen ertesinde de yayılacak. Şu anda bu bölümler açıldı ve bütün kayıtlarını da aldılar. Bu yıl lise seviyesinde oldukça çok talepte geldi bu bölümlere. Bu çalışmalar, sektör olarak eğitimin alt yapısına yardımcı olacak, diğer taraftan da genel ihtiyacı ARASTA
karşılamak adına çok önemli projelerdir. Diğer yandan yapmış olduğumuz zirve ve konferans çalışmaları ile sektörün sorunlarını tartışıp sektörün geleceğinin ne yönde gideceği üzerine ortak akıl çalışmaları yapıyoruz. Ayrıca ARASTA dergisi çıkarıyoruz. Dergimiz sektörün perakende ile ilgili özellikle çok kapsamlı durumunda. Sektörün sorunlarını kapsayan artı yayınlar çıkarıyoruz, sektöre özel. Derneğimiz sektörün ihtiyaçlarını yakından takip ediyor. Hazırlanmakta olan yasa taslağı var biliyorsunuz. Mecliste bakanlığın hazırladığı, onunla ilgili bütün incelemeleri ve çalışmaları yapıyoruz yorumları yapıyoruz. Sektörün en önemli 3. bacağında ise, sektörün bilgi bankasını oluşturmaya çalışıyoruz. Bununla ilgili çok çeşitli çalışmalar yaptık. Geçtiğimiz yıl bir sektör araştırması yaptırdık. Bu yıl da AMPD perakende endeksini başlatıyoruz. Sonbahardan itibaren her ay perakende satışlarını takip etme imkânımız olacak. Bu çok önemli çalışmadır. Çünkü Amerika'da ve diğer batı ülkelerinde, özellikle bu ekonominin gidişatı ile ilgili çok önemli bir göstergedir. Bizim de Türkiye'de bu koru ile ilgili çok ciddi bir açık vardı. AMPD olarak bu konuda çok sıkı çalışma yapıyoruz. Hem perakende endeksi oluşturalım hem de perakende sektörünün ilk iki yüzünü oluşturalım istiyoruz. Perakende sektörünün datalarını benchmark yapabilmelerine yönelikde çok Çalışma yapıyoruz. Bunun yanı sıra, sektörün kurumsallaşmasına destek olmak için oluşturduğumuz bir Bilimsel Araştırma Platformu var. Bilimsel Araştırma Platformu'nda 150 bin dolarlık fon ile bir araştırma yarışması başlattık. Bunun ilki kayıt dışı ve perakendecilik üzerineydi. Çok önemli sonuçlar elde ettik. Yeni konumuzu da geleneksel perakendeciliğin geliştirilmesi üzerine şimdi açacağız.

 

Türk Perakendecilik sektörü ekonominin en dinamik sektörlerinin başında geliyor. Sektörün genel durumu ve büyüklüğü nedir?

Sektör aslında şu anda baktığınız zaman Türkiye ekonomisinin 1/5 ine tekabül eden bir büyüklüğe sahip. Sektörümüz 70 milyar dolara yaklaşan hacmiyle tüketici harcamalarının yüzde 42'si gibi bir rakamı alıyor. Dolayısıyla sektör, dinamikleri açısından Türkiye'nin en önemli sektörlerinden biri. Ama bugüne kadar yeterince kurumsallaşamaması ve yeterince bilgi birikimi olmamasından dolayı pek öne çıkamamış bir sektördü. Bugün yeni yeni rakamları ortaya çıktıkça iyi anlaşılıyor, daha netleşiyor. Sektörün genel durumuna baktığımızda, bu 70 milyar doların aşağı yukarı yarısı gıda, yarısı da gıda dışı perakendeden oluşuyor. Ancak burada geleneksel ve kurumsal yapısı diye baktığımızda, organize perakende aşağı yukarı yüzde 30'unu temsil ediyor. Gerisi hala çok ciddi olarak geleneksel yapıda.

 

Sektörünüzdeki belli başlı sorunlar nelerdir? Galiba "en önemli sorunumuz kayıtdışı" diye bir açıklamanız olmuştu. Bununla ilgili neler söyleyebilirsiniz ?

Şunu söyleyebiliriz; "kayıt dışı" sektörde çok önemli bir sorun. Sektörün 2 sorunu var aslında. Birincisi sektörün yeterince kurumsallaşmaması. Bunun nedeni önemli çünkü; şu anda hem Türkiye piyasasında rekabet kızışıyor hem de, yurt dışından çok ciddi ölçüde ma ikalar Türkiye pazarının büyüklüğü açısından pazara ilgi duyuyor. Bu konuda rekabet edebilmek için artık alıştığımız yöntemlerle değil dünya! standartlarındaki yöntemlerle rekabet etmeniz gerekiyor. Rekabet için kurumsallaşarak altyapı çalışmalarınız tamamlamanız gerekiyor. Sektörde çok hızlı büyümenin yolu bu. Artı Türkiye'de-perakende sektörünün ölçek ekonomisine geçmesi lazım artık. Sektör hala çok sayıda; ve daha küçük yapılardan oluşmaktadır. Gıdada bu nispeten başlıyor. Gıdada milyar dolarlık birleşmeler oluyor. Milyar dolarlık iki üç tane şirketimiz var ama bu diğer taraftan baktığımız zaman perakendeciliğin diğer bacaklarında hala yok. Gerek gıda dışı perakendecilikte, gerek alışveriş merkezlerinin yapısında. Dolayısıyla ölçek ekonomisi de rekabet gücünüz için çok önemli, ikinci sorun kayıt dışının büyüklüğe organize perakendenin büyümesin güçleştiriyor. Bu durum, sektörü ekonomi olarak çok ciddi ölçüde etkiliyor. Organize perakende olarak baktığımızda kayıt dışı oranlarına, örneğin alışveriş merkezleri yüzde 97.7 oranında her alışverişte fatura verilmesi veya her çalışanın sigortalı olması gibi oranlar mevcutken, bunu sokak perakendeciliğine indirdiğinizde maalesef yüzde 55'lik rakamlara düşüyor. Pazara indirgediğinizde ki; bunlar Bilimsel Araştırma Platformu'nun resmi sonuçları yüzde 25'lere düşüyor, hem çalıştırılan elemanların sigortalı olması açısından hem de her satışta fatura verilmesi açısından. Dolayısıyla bunlar çok ciddi rakamlar. Çok ciddi, milyar dolarlık kayıplar söz konusu.

 

Perakende sektörünün istihdama kalkılan da önemli boyutlarda. Sektörde kaç kişi çalışıyor?

Sektörde bizim şu andaki tespitlerimize göre direkt istihdam aşağı yukarı 300,000 civarında. Ama bu önümüzdeki 5 yıllık dönemde aşağı yukarı 100-150 bin kişi daha artacak. Bu çok ciddi bir rakam, dolayısıyla bunu yetiştirmek ve eğitmek çok ciddi bir hedef olarak şu an önümüzde mevcut.

 

Sektör 2005 i nasıl geçirdi, 2006'nın ilk yarısı ile ilgili görüşleriniz nelerdir? Sektörü nasıl bir gelecek bekliyor?

Sektör 2005'i aslında iyi geçirdi. Sektöre baktığımız zaman 2005 yılını aşağı yukarı yüzde 10-11'lik büyüme ile kapattı. Tabi burada organize perakende tarafını konuşuyorum. Bu büyüme gıda tarafında biraz daha fazla, yüzde 13'lerde gerçekleşti. Hazır giyim perakendeciliğinde ise biraz daha aşağılarda yüzde 8'lerde gerçekleşti. Ortalamaya baktığımızda genel olarak yüzde 10 gibi bir büyüme görülüyor. 2006 yılı öngörülerimizde yüzde 7-8 olacağı civarındaydı. Şu anda 2006 ilk yarısı çok iyi olmamakla birlikte çok da kötü geçmedi. Beklentilerimizle aşağı yukarı yakın gerçekleşti. İkinci dönem daha yüksektir her zaman, kış dönemi bunu tetikliyor. Ancak ikinci yarı çok önemli perakende satışlarında. Olağan üstü bir hal olmazsa hedefe yaklaşılacağını hala düşünüyoruz. Tabi şu dönemde yaşadığımız hem ekonomideki dalgalanmalar hem de bu civardaki savaşlar ve operasyonlar sürerse onların yeni bir etkisi olur mu onları hep beraber göreceğiz.

 

Yabancı yatırımcılar bu sektöre nasıl bakıyor? Yabancıları ülkemize çeken nedenler nelerdir?

Yabancı yatırımcılar Türkiye'ye aslında çok pozitif bakıyor. Hem Batı ülkeleri açısından böyle hem de Doğu ülkeleri açısından hem de Ortadoğu ülkeleri açısından. Türkiye bu konuda büyük ilgi odağı. Neden, çünkü Türkiye 65-70 milyon nüfusu, ve Özellikle de büyük genç nüfusu ile ciddi bir pazar. Türkiye bugün gerek çok cazip bir orta noktada yer alıyor. Genç bir nüfus var, modaya duyarlı bir nüfus var. Ayrıca gittikçe harcanabilir geliri artan bir nüfus var. Her ne kadar ortalamalara göre düşük olsa da genç nüfus önem taşıyor. Amerika'da bugün en büyük sorun 50 yaş üstü nüfusun çok genişlemiş olması yeni yeni perakende modelleri çıkartıyor ortaya. Bizde ise çok genç bir nüfus var en büyük cazibe etkeni tabiî ki bu.

Sektörün son dönemdeki öncelikli gündem maddesi herhalde "Perakende Yasa Taslağı" oldu. Taslağa yönelik bir takım eleştirilerde bulundunuz, bunlar nelerdi? Size göre sektörün önünü açacak bir yasa tasarısı neler içermeli? Biz taslağa şu nedenle karşı görüş verdik oda şu; bu yasa taslağının amacına hizmet etmediğini, yani ilk çıkış bundan 5-6 sene önce idi bu yasa taslağı ile, o zaman amaçladığı hedeflerden çok değiştiğini, içerik ve hedeflerinin birbirini desteklemediğini düşünüyoruz. Bir de ayrımcılık yaptığını, haksız rekabeti destekleyecek bir yasa taslağı olduğunu,kayıtdışını da destekleyecek bir yasa taslağı olduğunu söylüyoruz. Neden, çünkü taslak içindeki maddelerin birinde metrekare sınırı var. Bu dünyanın heryerinde şu anda benzer yasalar olan ülkelerde bile artık değişikliğe uğruyor. Yani metrekare ayrımı olması piyasayı sektörü ikiye bölen durum. Sektörün bir kısmına uygulanacak. Eğer bir düzenleme olacaksa sektörün tamamını kapsamalı diyoruz. İkincisi, bu yasa taslağı hedeflerine ulaşamayacak diyoruz içindeki maddeler gereği. Üçüncüsü de taslağın, bütün ülkelerin bu noktadaki yatırımlarını kısıtladığı, büyümeyi engellediği için. Türkiye'de organize perakende daha çok küçükken böyle bir yasa taslağına hiç gerek yok diyoruz. İngiltere, Fransa ve İtalya'da benzer yasalar var. Bunların yapıldığı noktada bu ülkelerde, mesela gıdada ilk üç perakendecinin yüzde 80' i temsil ettiği pazar bulunuyor. Bizde ise ilk 15 en büyüğün bütün zincirlerini bir araya koyun bizim pazarımızın yüzde15 ini bile temsil etmiyor, işte böyle organize perakendeciliğin şok küçük olduğu bir noktada organize perakendeyi daha fazla rencide edecek, gelenekseli de kayıtdışını da hiç bir şekilde düzeltmeyecek yasa taslağı neye yarayacak diye soruyoruz açıkçası. Artı bizim Euro Commerce ile ilişkilerimizden de çok iyi biliyoruz ki Avrupa Birliği Fransa'ya nota verdi bu yasa taslağını değiştirmesi için. Aynı şekilde İtalya'da kısmi değişiklikler gerçekleştirdi. Çünkü yatırımlara, rekabete engel oluyor uluslararası ticaret dengeleri yüzünden. Türkiye'de serbest piyasaya olduğuna göre kısıtlayıcı yasa taslakları olmaması lazım. Eğer düzeltme yapmazlarsa Fransa ile Almanya mahkemeye gidecek. Yani Avrupa Birliği, bu ülkeleri mahkemeye verecek yasa taslağını düzeltmesi için. Dolayısıyla biz diyoruz ki, buralara gelmeden biz baştan bunları görerek hareket edelim.

İsterseniz Birazda YKM den bahsedelim. Bildiğimiz kadarıyla YKM Türkiye'nin en büyük mağazalar zinciri ve sektöre birçok ilkler getirdi YKM Türk ekonomisini nasıl değerlendiriyor? YKM'nin geleceğe yönelik planları nelerdir? YKM' nin çok uzun, 55 yıllık bir geçmişi var. Aslında Türkiye Cumhuriyeti ile paralel bir geçmişe sahip. Bizim Türkiye'ye inancımız bu konuda çok. Şu anda 36 ilde 45 mağazayla operasyon yürütüyoruz. Her türlü dönemi yaşamış bir geçmişimiz var. Anlık durulmadan, tehditlerden her zaman çıkmış bir şirket YKM. Bundan sonrası içinde mümkün olduğu kadar Türkiye içindeki yayılmamızı sürdürmeyi planlıyoruz. Önümüzdeki iki sene boyunca da mağaza açmaya devam edeceğiz. Türkiye pazarında hala çok büyük bir potansiyel olduğunu düşünüyoruz. Civar ülkeler ile ilgili yatırım konusunda incelemeler yapıyoruz. Ama Türkiye'deki pazarı daha hakikaten geliştirecek birçok ilde fırsatlar olduğunu düşünüyoruz. Bu illerimiz en az yurtdışı potansiyeli kadar değerli bizim için. Yeni mağaza formalarından hareket etmeye başladık, piyasanın ihtiyaçları değiştikçe bizde o değişik yeniliklere ayak uydurduk. Piyasada hem gençleşen nüfus, hem bizim müşterilerimizin de gençleşmesi çok önemli. Bizim çok ciddi bir 18-25 yaş yeni müşteri kitlemiz var. Bu müşteri kitlesine daha fazla hitap edecek yeni formatlar var. Buna örnek Ankara'da ilk YKM Sport mağazamızı açmamızdır. YKM Sport bundan 2 ay önce açıldı ve başarıyla devam ediyor. Diğer alanlarda da kozmetik gibi mağazalar açmayı düşünüyoruz.

 

Yurt dışında da bir takım girişimleriniz
olacak mı?

Şöyle; kesin verilmiş bir kararımız yok. Aşağı yukarı bir iki senedir incelediğimiz pazarla var. Fırsatları değerlendiriyoruz civar ülkelere; de yatırım potansiyeli var. Doğru projeler bulduğumuzda düşüneceğimiz bir nokta. Şu anda kesin bir kararımız yok.

 

Bunların dışında söylemek istediğiniz başka bir husus var mı? AMPD veya YKM ile İlgili üstünde durmamız gereken.

Özellikle burada hakikaten sektörün önünün açılması gerektiğini ifade etmek istiyorum Burada mesajlarımızla sektörün Türkiye ekonomisi açısından hakikaten çok önem bir dinamo görevi üstlendiğini söylemek isterim. Sektörün önünü tıkayarak değil açarak. Hakikaten istihdam yaratma potansiyeli üretim sektöründen daha yüksek sektörde. Çok hızlı istihdam yaratıyor genç nüfusa, istihdam yaratabilen bir sektör, çok hızlı büyüyebilen bir sektör hem üretimi tetikliyor hem istihdamı tetikliyor hem ekonominin büyümesini tetikliyor dolayısıyla önü açılması gereken bir sektör diye düşünüyorum.

 

------------------- o ------------------

 

0 DA NE!

 

Bir Avrupa ülkesindeki müşterinizin bürosunda, bir Çin firmasının katalogunda kendi firma kataloğunuzdaki fotoğrafların aynısını görürseniz ne dersiniz ?...

Gökçelik Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın ARAS ve Genel Müdürü Zafer Barış YAZAN geçtiğimiz günlerde yaptıkları bir yurtdışı seyahatte tesadüfen inceledikleri bir katalogda bu durumla karşılaşınca şaşkınlıklarını gizleyemediler. Perakende ekipmanları sektöründe 30 yıllık tecrübesiyle iç ve dış pazarın öncü firmalarından olan Gökçelik, son yıllarda değişen mağazacılık konsepti doğrultusunda raf ve stand tasarımlarını yenileyerek, geliştirme stratejisi uyguluyor. Bu durum bazı firmaların dikkatini çekmiş olacak ki bu ürünlerin yer aldığı fotoğrafları kendi fotoğrafları gibi kullanmaya çekinmemişler. Gelişen firmaların taklit sorunuyla her zaman karşı karşıya olduğunu belirten Gökçelik yetkilileri "Bari fotoğraftaki Türkçe tabelaları değiştirselerdi" demekten kendilerini alamadılar

Türk sanayisinin her zaman peşinden takip edilen bir sanayii olmasını diliyoruz.

 

------------------- o ----------------

 

Zafer Barış YAZAN

 

Ülkemizdeki II. Formula-1 organizasyonu da tamamlandı. Motor sporları ile yakından ilgili biri olmamama rağmen böylesine büyük bir organizasyonu ve onu önemli kılan ekonomik gücü araştırmaya karar verdim. Araştırma neticesinde aldığım veriler gerçekten de beni şaşırttı.

Bu konuda kaynak ararken bulduğum "Deloitle Formula-1 " ekonomisi raporu, konu hakkında öğrenmek istediklerim için bana çok yardımcı oldu. Tarihsel başlangıcı 13 Mayıs 1950'de yapılan ingiltere Grandprixi kabul edilen bu spor öncelikle batı dünyasında çabucak kabul görmüş daha sonra yapılan tanıtım ve organizasyonlarla bütün dünyada büyük ilgili kitlesi oluşmuştur. Bu gün her yıl düzenlenmesine rağmen ilginin hiç azalmadığı,dünyanın en büyük organizasyonlarından biri arasında yerini almıştır.

Türkiye'de ise otomobil sporları federasyonu TOSFED 1991 yılında kurulmuş ve 1999 yılından itibaren Türkiye'de Formula-1 organizasyonu yapılmasına ilişkin çabalarına başlamıştır. İTO,TOBB gibi kuruluşların da konuyu sahiplenmesi ile filizlenen Formula-1 Türkiye çalışmaları neticesinde 2003 yılında İstanbul-Kurtköy' de pistin temelleri atılmıştır.

2005 yılında tamamlanan proje için çevre yolları ile birlikte 220 milyon $ civarında para harcanmıştır, ilk etapta düşünüldüğünde senede yalnızca 3 gün asli faaliyetini sürdürecek olan bir tesis için 220 milyon $, pek çok tesis eksiği olan ülkemiz için aşırı lüks bir harcama olarak gözüküyor. Ancak konunun ekonomik tarafı incelendiğinde 3 günlük bir organizasyonda nasıl paraların döndüğü insanı gerçekten şaşırtacak cinsten.

Tüm bunlar toplandığında yaklaşık 50 milyon Euro' luk bir para hareketi söz konusu. Tabii ki bu paranın tamamının Türkiye' ye kaldığını söylemek doğru olmaz, Türkiye' nin her yıl ödediği 13.5 milyon Dolar ve FAO gibi kuruluşların paylan düşüldüğünde bu miktar azalıyor. Ancak yapılan anlaşma gereği bu yanlışların minimum 7 yıl arka arkaya Türkiye' de düzenleneceği düşünüldüğünde paranın reel geri dönüşümünün gayet rahat olacağı gözüküyor.

Reel ekonomik getiriden çok daha değerli bir kazanç var ki oda ülke tanıtımı. Yaklaşık 2 milyar kişinin televizyondan izlediği bu organizasyon Türkiye ve İstanbul' un tanıtımı ve başka organizasyonlara adaylığı açısından bulunmaz bir fırsat.

Hatta bu yıl ilgili yöneticiler finalde bir sürpriz yaparak bu tanıtıma KKTC'ni de katarak, ekstra bir tanıtım yaptılar.

Her açıdan bakıldığında formula-1 yatırmı Türkiye için ekonomik ve sosyal açıdan gayet başarılı gözüküyor. Türkiye' nın menfaatine çalışanlara gönülden destek ve teşekkür.

Deloitte Türkiye'nin çeşitli öngörülere göre yaptığı değerlendirme neticesinde 45.000 yabancı turist, 25.000 İstanbul dışı Türk seyirci ve 55.000 İstanbul'lu nun oluşturacağı ekonomik hareket; Konaklamak için 19.4 milyon Euro, bilet için 13.34 milyon Euro yemek ve içmek 7 milyon Euro, ulaşım için 1.46 milyon Euro, çeşitli harcamalar 0.87 milyon Euro. Buna ilave olarak takımların ortalama 650.000 Euro harcama yaptıkları ve toplamda 11 takımın olduğu düşünülerek, takımların harcamaları 7 milyon Euro ....

 

-------------------- o ---------------------

 

ALIŞVERİŞTE ÇOCUĞUN ETKİSİ İYİCE BÜYÜDÜ

 

2000'li yıllara kadar çocuk, sadece tüketen fakat satın alma kararı veremeyen bir grup sayılıyordu. Oysa son birkaç yıldır her şey tam tersine döndü. Günümüzde alışveriş çılgınlığını yaşayanlar sadece büyükler değil. Bebeklikte başlayan keşfetme ve sahip olma isteği çocukluk çağıyla devam ederken minikler de karar vermede ciddi bir potansiyele sahip.Ülkemizdeki sayıları milyonlarla ölçülen bu sevimli, sevimli olduğu katlar ekonomi için dev kitle, alışverişte ailelerinin kararlarını yüzde 64'ün üstünde değiştirme gücüne sahip.

HIZLI KARAR

Her ne kadar, bilimsel olarak çocukların ancak 7 yaşından itibaren ailenin alışverişlerinde söz sahibi olmaya başladığı kanıtlanmış olsa da, çok daha küçük yaşlarda başlıyor beğenilerin şekillenmesi. Minikler yetişkinlere göre çok daha hızlı karar veriyorlar. İster lüks harcamalarda olsun, ister zorunlu ihtiyaçlarda, ailelerin marka ve ürün seçimini değiştirebilme sihirli gücüne de sahipler.

OYUNCAKTA

Televizyon, müzik seti, otomobil gibi kendilerini dolaylı olarak ilgilendiren ürünlerin satın alınmasında çocukların etkileri daha az. Ancak bilgisayar ve oyuncak söz konusu olunca işler değişiyor. Bu konuda adeta "karar veren" konumuna geçiyorlar. Hatta çocukların yüzde 90'ı ailesinden bir şey satın almasını istediğinde marka belirterek talepte bulunuyor artık.

Teknoloji çağının en büyük nimetlerinden televizyon, çocukları alışverişe yönlerdiren en önemli araçlardan biri. O nedenle reklamcılar için çocuksuz bir dünya düşüncesi bile kabus. Çocukların oluşturduğu potansiyel onlar için darboğaz sayılan dönemlerde dahi tutunacak can simidi Özelliği taşıyor.

Türkiye'de çocuk ve genç kategorisine giren 0-20 yaş arası nüfus ülke genel nüfusunun yüzde 45'ini oluşturuyor ve bu kesim anne babaların satın alma tercihleri üzerinde oldukça etkin.

ANNENİN ROLÜ

Kararlarda daha az etkili olan 7 yaşın altındaki gocuklarla ilgili satın alma tercihi genellikle anneye bağlı olduğundan bu konudaki ürün politikaları doğrudan anneyi hedef alıyor. Sektörün en çok peşinden koştuğu minik tüketici kitlesi ise 8'li yaşlardan başlıyor. Nüfusun yüzde 28'iyle yaklaşık 18 milyona tekabül ediyor 8-20 yaş arası gocuk ve genç grubu. Onları cezbetmek için geliştirilen türlü stratejilere rağmen büyükler ikinci plana itilmiyor. Kararlar parayı verende şekilleneceğinden reklam ve pazarlama sektörü çocukların yanı sıra bir o kadar da onları etkilemeye çalışıyor.

REKLAMDA DA

Hesaplı alışveriş yapmak isteyenlerin, alışverişe çocuklarıyla çıkmamaları gerekiyor. Yalnız çıkılan alışverişe oranla çocukların varlığı karşılaştırıldığında, yapılan harcamaların ortalama yüzde 64'ün üstünde artış gösterdiği tespit edilmiş.Çocukların ilgilerini sonuna kadar kullanmayı en doğal akılcılık sayan reklamcılar onlara ulaşmada en kestirme yöntem olarak yine onların yaşıtlarını tercih ediyor. Ekranda görünen küçükler en çok kendi yaşıtları üzerinde etki oluşturuyor.

10-20 yaş en etkili grup

Tüketimde ağırlığı özellikle hissedilen 10-20 yaş grubu çocuklar ve gençler, Ülkemizde 13 milyonun üstünde bir nüfusa sahip. Bu grup, kendi kullanımlarının dışındaki ürünlerde dahi büyüklerin kararlarını fazlasıyla etkileyip değiştirebiliyor. Bu da üreticiler ve reklam sektörü açısından her türlü üründe hedef kitlenin genişletilmesini ve 10-20 yaş arası çocukların daima gözönünde bulundurulmasını gerektiriyor.

Ailelerin yıllık çocuk harcaması

Türkiye, nüfusunun yaklaşık yüzde 30'unu oluşturan 0-14 yaş grubundaki çocuklar için yılda 8 milyar dolar harcıyor. Her üç çocuktan biri, özellikle otomobil, cep telefonu ve giyim alışverişinde anne babalarının üzerinde söz sahibi. Çocuk başına yılda 400 dolar harcanıyor. Bu rakamın beş yıl içinde 800 dolara çıkacağını tahmin ediliyor. Son yıllarda reklamlardaki bebek ve gocuk egemenliği dikkatinizi çekti mi? Bankacılıktan, sigortaya, otomotivden, mobilyaya kadar çocuklarla doğrudan ilişkisi olmayan sektörler bile reklamlarında çocuklara sesleniyor. ABD'Iİ araştırma şirketi Millward Brown'ın yaptığı araştırmaya göre, dünyada 9-14 yaşları arasındaki her üç çocuktan ikisi anne ve babasının otomobil, cep telefonu ve markalı giyim tercihleri üzerinde etkili oluyor. Türkiye'de de durum farklı değil, sözü geçen üç konuda tercihlerin yüzde 66'sı çocuklardan etkilenilerek yapılıyor.Araştırmanın sonunda, 0-14 yaş aralığındaki 23 milyon çocuğun bulunduğu Türkiye'de, çocuk sektörünün 8 milyar dolarlık bir ciroya ulaştığı ortaya çıktı. Bu cironun yüzde 80'lik bölümü İstanbul, Ankara ve İzmir'de yapılan harcamalarla ortaya çıkıyor.

Dünya Cirosu, 350 Milyar

Dolar Rapora göre, bebek ve çocuk sektöründe faaliyet gösteren firmaların yüzde 41 'inin cirosu bir milyon doların üzerinde. Firmaların yüzde 16'sı da 500 bin dolar ile bir milyon dolar arasında ciro yapıyor. Yapı Endüstri Merkezi Genel Müdür Yardımcısı Uğur Polat, Türkiye'de çocuk sektörünün 80'Iİ yıllardan sonra hareketlendiğini belirterek günümüzde GSMH'nin yüzde üçünü oluşturduğunu söyledi. Polat, bebek ve çocuk sektörünün dünyada yılda 350 milyar dolarlık bir iş hacmi yarattığına dikkat çekti. Uğur Polat, Türkiye'de çocuk başına yıllık 400 dolar harcama yapıldığını tespit ettiklerini söyledi. Birkaç yıl içinde bu rakamın ikiye katlanarak 800 dolara çıkacağı bekleniyor. Çocuklar alışverişte etkili Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd, Doç. Dr. Emet Gürel i çocukların günümüzde satın almada yüzde 60 oranında ne alması gerekliğine kendilerinin karar verdiğini söyledi.Yrd. Doç. Dr. Emet Gürel, üretici firmaların artık çocukları bir satış ajanı olarak gördüğünü kaydederek, çocukların günümüzde satın almada büyük etkiye sahip olduğunu ve ailelerin harcamalarının yüzde 43'ünü çocukların oluşturduğunu söyledi.Gürel, gelecekte pazarlama iletişiminin çocuğa dayalı olacağını belirterek, gelecekte marka bağımlığı yaratılma çalışılmasında çocukların önemini vurguladı. Çoğu markaların bundan yararlandıklarını ve pazarlama stratejilerini bu alana yönlendirdiklerini belirten Gürel, üretici firmaların çocuklara yönelik ürünlere her geçen gün daha fazla yöneldiklerini söyledi. İÜ İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Edibe Sözen ise, 19'uncu ve 20'inci yüzyıllar arasında çocuğun bireysel gelişimi üzerinde durulmadığını belirterek, onların toplumsal ve sosyal bir değer olarak görülmediğini kaydetti.Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden Yrd. Doç. Dr. Aytekin Can ve Araş. Gör. İbrahim Toruk, 7-12 yaş arası çocuklar
üzerinde televizyon reklamlarının etkileri adı altında yaptıkları araştırmanın sunumunu gerçekleştirdiler. Can, yapılan araştırmaya dayanarak yaptığı konuşmada çocuklar üzerinde televizyonun görüntü ve ses öğelerini kullandığını belirterek, "Çocuklar küçük yaştan itibaren reklamların çemberine giriyorlar"dedi.

Reklamların etkisi

Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden Yrd. Doç. Dr. Hanife Güz'ün yaptığı araştırma, reklamların çocukların satın alma davranışlarında etkili olduğunu ortaya koydu. Yrd, Doç. Dr. Hanife Güz'ün yaptığı "Çocukların zihninde reklamın konumlanması ve algılanması" adlı araştırma, çocukların farklı yaşlarda reklam ve reklam amaçlarını nasıl algıladıkları, zihinlerinde de nasıl konumlandırdıklarını saptamak amacıyla Gaz ilköğretim Okulu'nda anasınıfı dahil olmak üzere 100 öğrenci üzerinde gerçekleştirildi. Araştırmada, çocukların yüzde 40'ının reklamı "alışveriş", yüzde 4.7'sinin "aldatma-kandırma", yüzde 3.5'inin de "sıkılma" olarak algıladığı tespit edildi. Araştırmada, diğer çocukların birbirine yakın oranda bilgi ve eğlence olarak değerlendirdiği reklamları, yüzde 89.4 oranında televizyonda gördükleri belirlendi. Aynı araştırmaya göre, çocukların yüzde 62.4'ü reklamın amacını "bir malı satmaya çalışmak" olarak yorumlarken, yüzde 17.6'sı "bilgi vermek", yüzde 11.8'i de "kandırmak ve korkutmak" olarak değerlendirdi. Çocukların en çok sevdikleri reklam türlerinin ise yiyecek-içecek ve oyuncak reklamları olduğu ortaya çıktı. Çocukları daha çok görüntüleri etkileyen reklamların satın alma davranışlarında da etkili olduğu anlaşıldı. Katılımcı çocukların yüzde 63.5'inin satın alma davranışlarında reklamlar etkili olurken, yüzde 40'ının da hangi markanın satın alınacağına kendilerinin karar verdiği saptandı.

 

-------------------- o ---------------------

 

GÖKÇELİK 30. YAŞINI KUTLADI

 

Gıdadan konfeksiyona, züccaciyeden Kozmetik ürünlerine kadar Türkiye'nin önde gelen Market&MaÇaza ve sanayi depolama sistemleri üreticisi Gökçelik Limited Şirketi. 30 . kuruluş yılını Aslanlar Clup'te düzenlediği bir geceyle tüm çalışanları ve tedarikçilerinin katılımıyla büyük coşku İçinde kutladı.

Gecenin açılışında bir konuşma yapan Gökçelik yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Aras, 1976 yılında sıfır sermaye ile bodrum katta faaliyetlerine başlayan Gökçelik'in. 30 yıl önce astığı tabelasını indirmeden günümüze kadar getirmeyi başardığını, bu süre içerisinde Gökçelik'in başarısında pay sahibi olan ve emeği geçenlere sonsuz sevgi ve teşekkürlerini sunduğunu kaydetti

Gökçelik olarak, iç ve dış piyasa taleplerine göre yatırımlara hiç ara vermeden bugüne devam ettiklerini vurgulayan Yalçın Aras, "Bugün itibari ile faaliyetlerimizi 12 bin 500 metrekarelik bir alanda sürdürüyoruz. Şu anda ise. bir o kadar yere de acil ihtiyacımız var. Geliştirmiş olduğumuz ürün çeşitliliği ile yurt içi ve yurtdışı müşterilerimize hizmet veriyoruz. Yurt İçinde Edirne'den Hakkari' ye, Ardahan'dan Bodrum'a, yurtdışında ise Singapur'dan. Arjantin'e, İngiltere'den. Güney Afrika'ya kadar yaklaşık 30 yakın ülkeye ihracat yapmaktayız" dedi.

Gökçelik'in, satış olduğu değerler, konumu, kültürü, sosyal sorumluluk bilinci, güven veren işletme yapısıyla ülkemize ve müşterilerimize hizmet vermeye devam edeceğini ifade eden Aras, "Artan talepler doğrultusunda, yeni makine yatırımlarımızın 1-2 ay içinde devreye girmesi ile kapasitemizi çok daha fazla artıracağız. Gökçelik kabuğunu kırmış, dünyaya açılarak, sektör içendeki marka bilinirliğini yurt içi ve yurtdışında belli bir yere getirme başarısını göstermiştir.

Tecrübesi ile 30 yıldır müşterisine, çalışanına, tedarikçisine en iyiyi, en güzeli sunma çabasında olan ve müşteri memnuniyetini her zaman ilke edinen Gökçelik. ikinci 30 yılına adım atarken bugün kurulmuş gibi. daha çok yeni yatırımlar yapacak, sektördeki yerini ve başa oynama mücadelesini devam ettirecektir" diye konuştu.

Yalçın Aras. raf sektöründe Gökçelik olarak. 30 yıldan bu yana edindikleri tecrübelerini de, yayınlamaya başladıkları "Raftech" İsimli dergiyle perakende sektörünün temsilcileriyle de paylaştıklarını söyledi.

 

30. YIL PASTASI

Gökçelik 30. yıl gecesi büyük coşku ve eğlence içinde ilerlerken, gecenin en güzel sürprizi "raf" şeklinde yapılmış 30. yıl pastası oldu. Pastanın kesilmesinin ardından, Gökçelik'te 10 ve 15 yılını dolduran çalışanlara Yönetim Kumlu Başkanı Yalçın Aras tarafından birer plaket verildi. 10. yıl plaketi alanlar arasında Necati Çakır, Adem Durmuş, Adem Bayduman. Nurgül Karaman, Cevat Şengül. Akın Kaplan. Nadriye Şensöz, Ömer Ocak, Şevket Kuşçu olurken. 15, yıl plaketlerini ise Ramazan Özger. Mustafa Geyik. Adnan Aracı ve Erdoğan Aras aldı.

 

------------------- o --------------------

 

TEKNOLOJİX Bursa'da Televizyon Fabrikası Kuracak

 

Bilgisayardan yazılıma, ev sinema sistemlerinden küçük elektrikli ev aletlerine kadar yüzlerce teknoloji ürününü, perakende teknoloji mağazacılığı anlayışı ile tüketiciye ulaştıran Sönmez Holding kuruluşu Teknolojix Bilişim Ürünleri Dağıtım A.Ş., Bursa'da televizyon fabrikası kurmaya hazırlanıyor,

Televizyon fabrikası konusundaki çalışmalarının yaklaşık bir yıldan bu yana sürdürüldüğünü ifade eden Teknolojix A.Ş. Genel Müdürü Osman Akın, "TV fabrikası kurma projemiz yaklaşık bir yıldır sürüyor. Sönmez Holding Yönetim Kurulu Başkanımız Celal Sönmezle yaptığımız bir Avrupa seyahati esnasında, çeşitli incelemeler yaparken bu fikre sıcak baktık, Avrupa'da bu konuda önemli bir pazar var. Sonuçta. Teknolojix zaten Trandy markasıyla bilgisayar üretimi yapıyor. Yani birçok konuda altyapımız zaten hazır" dedi.

Televizyon üretimi için bazı parçaları ithal edeceklerini ve montajı Bursa'da gerçekleştireceklerini vurgulayan Akın, "Televizyon üretimi konusunda yerimiz hazır. 6 ay içinde fizibilite çalışmalarını tamamlayıp üretime geçmeyi planlıyoruz. Şu anda bilgisayar üretimi nedeniyle zaten hazır olan Trandy markamız var. Ancak biz alternatif marka çalışmalarını da sürdürmekteyiz" diye konuştu.

Teknolojix'in bir 21. yüzyıl teknoloji mağazacılığı olduğunu, dünyadaki büyük teknoloji üreticilerinin en son teknoloji ürünlerini, en iyi fiyatlarla "Teknolojix" çatısı altında müşterilere sunduklarını kaydeden Akın, teknoloji perakendeciliğinde bir ilki de gerçekleştirerek Türkiye'de ilk defa konusunda ISO 9001 belgesi alan
kuruluş olduklarını söyledi.

Teknoloji ürünlerinde pazarın büyüdüğünü ve Teknolojix olarak şu anda 14 farklı şehirde 29 mağazalarının bulunduğunu belirten Osman Akın. yıl sonunda 50 mağazaya ulaşacaklarını kaydederek. "2010 yılı hedefimiz Türkiye genelinde 300 mağaza sayısına ulaşmaktır. Önümüzdeki günlerde Malatya, Antalya, Adapazarı. İzmit, Afyon, izmir. Artvin, Sivas, Diyarbakır, Karadeniz Ereğli. Samsun ve İstanbul'da da yeni mağazalar açmak için girişimcilerle görüşmelerimiz sürüyor" dedi.

Franchising sistemi ile ilgili düşüncelerini de aktaran Akın. "Şimdi perakendeciliğin temel kriterleri var, bunlara çok dikkat ediyoruz. Birincisi lokasyon kriteri. Bir kere mağazanın doğru yerde olması lazım. İkinci olarak metrekare kriterimiz var. 100 m2 mağazalara müsaade etmiyoruz. Çünkü 100 m2 altındaki mağazalar bize uygun değil. Bizde hedef 300 ve 350 m2 üzere mağazalardır. 1000-1500 m2 arası mağazalar bizim için ideal mağazalar aslında. Daha sonra franchising yapışma bakıyoruz. Ticari geçmişi nedir, sermaye birikimi nedir ? Bu işi yapabilecek mi, kadroyu oluşturabilecek mi, bu işe laf olsun diye mi girecek yoksa bir organizasyon oluşturabilecek ekibe sahip mi ? Bu noktalar bizim için önemli: tercihimiz mağazanın kendisinin olmasından yana" şeklinde konuştu.

Mağazalarında, kendi ithal ettikleri ve iç piyasadan temin ettikleri iki tür ürün satışı yaptıklarını ifade eden Akın. "Ürünleri seçerken servis ayağı güçlü olan firmalara özen gösteriyoruz. İthal ürünlerde ise servis hizmetini kendimiz veriyoruz. Mağazalarda nitelikli eleman konusunu ise bünyemizde oluşturduğumuz Teknoloji Perakendeciliği Akademisi (TEPA) yoluyla verdiğimiz eğitimle sağlıyoruz" dedi, Türkiye'deki perakende sektörünün çok daha büyüyeceğini belirten Osman Akın. sektörde birleşmelerin olduğunu, küçük markalar oluşmaya başladığını, ancak, pazarın önemli kısmının birkaç belli markanın üzerinde yoğunlaştığına dikkat çekti. Akın, "Ayrıca yurtdışından yabancı kuruluşların da Türkiye pazarına ilgisi çok fazla. Teknolojix olarak biz. ülkemizde kalıcı olmak istiyoruz. Şu anda Türkiye pazarında ilk 5 marka İçine bir yılda girdik diye konuştu.

Genel Müdür Osman Akın. Teknolojix'in aslında 21. yüzyıl teknoloji mağazacılığının ismi olduğunu söyledi.

Akın, bu konuda şöyle konuştu :

"21. yüzyılda biz böyle bir mağazacılık öngörüyoruz. Mağazalarımızı müşterilerimizin sadece ürün satın alabilecekleri değil, aynı zamanda tat alabilecekleri, deneyim edinebilecekleri, teknolojiyi öğrenebilecekleri bîr mekan haline getirmek istiyoruz, 21. yüzyıl teknoloji mağazacılığı sadece raflarda ürünlerin olduğu bir yer değil. As Merkez Mağazası bizim pilot mağazamız, orayı 500 m2 daha büyüteceğiz. O zaman bu söylediğimizi daha net görebileceksiniz, Örneğin bir gazeteci bir dijital fotoğraf makinesi alacaksa onu rahatlıkla deneyebilecek, Bir MP3 çalar alacaksa onu rahatlıkla deneyebilecek. Bunu kısmi olarak yapıyorduk, ama bunu biraz daha geliştireceğiz. Bir de orda yeni bir etkinlik daha deneyeceğiz. Bu da bu aktivasyon alanının yanında, bir de açık alanda 5-10 koltuklu insanlara ürünler hakkında bilgi veren, yardım sağlayabilecek bir eğitim alanı oluşturmayı düşünüyoruz.

Biz bunu aynı zamanda sanal mağazamıza da taşıyoruz. Sanal mağazamızda da teknoloji ile ilgili içerik sağlayacağız. insanların ürünü satın almadaki karar sürecini kısaltmak adına ve merak ettiği hususları hem sanal mağazamızda hem gerçek mağazamızda görebilmesi amacı ile bu tür çalışmaları hayata getireceğiz."

Genel Müdür Osman Akın, perakendecilik sektörü konusundaki görüşlerini de açıkladı. Perakendeciliğin gerek teknoloji alanında gerek bütün alanlarda büyüyeceğine inandığını dile getiren Akın, perakendecilikte birleşmelerin gündemde olduğunu vurguladı.

"Küçük markalar ya bu rekabet ortamında eziliyorlar ya da daha büyük markalar tarafından satın alınıyorlar" diyen Akın, "Sonuç itibarı ile Avrupa ve Amerika pazarlarına bakarsanız pazarın büyük birkaç marka tarafından kontrol edildiğini ve burada da rekabetin çok sert yaşardığını görüyoruz. Tabii teknoloji mağazacılığı alanında da bu rekabet söz konusu. Uluslararası zincirlerin de Türkiye'de bu rekabetin içinde yer alacağı kaçınılmaz.

Herkesin merak ettiği konu ise bu yabancı markalar geldiğinde bizim ne yapacağımız. Biz bu ülkede kalıcı olmak istiyoruz, Zaten biz çok kısa süre içerisinde bu aianda markamızın Türkiye'de ilk beş marka içerisinde yer almasını sağladık. Sonuç itibarı ile bunu 1 yıl içerisinde gerçekleştirdiysek, piyasada kalabiliriz. Kalmanın da bizim için bir hedef olmaması lazım. Biz de oralara gidebiliriz, bizim böyle düşünmemiz gerekiyor" dedi.

 

--------------------- o -------------------

 

DÜZGÜN MARKETÇİLİKTEN YENİ HALKA

 

Erzurum'un perakende sektörünün önde firmalarından olan Düzgün Marketçilik Mağazaları'na yeni bir halka ekliyor. Bölgenin en büyük, en modern alışveriş merkezlerinden birisi olacak olan Düzgün Alışveriş Merkezi.

Eylül ayında himete girecek. Yaklaşık 3000 m2'lik kapalı alanda hizmet verecek olan mağazada, müşterilerin her türlü ihtiyacına cevap vermek gerekiyor. 

 

------------------ o -----------------

 

BALIKESİR'DE CEP RÜZGARI

 

1949 yılında 10 m2 bir bakkal dükkanı ile başlayan şimşir ailesi'nin ticari faaliyetleri bugün Balıkesir'in çeşitli yerlerinden 10 Cep Market ile sürüyor.

1974 yılından itibaren reçel, helva, lokum, şeker İmalatı ile Balıkesir'de gıda alanında faaliyet gösteren aile Sentat adlı yerel markayı ortaya çıkarmıştır.

1994 yılında modern süpermarketçilik anlamındaki marketlerini açarak değişim trendine uyan aile bugün aldığı stratejik kararla Ender Marketler olarak anılan marketlerini ölçeklerine göre Cep Market ve Free Buy olarak ayırmış ve konseptinde değişiklikler yaparak Balıkesirlileri hizmetine sundu.

 

------------------ o ----------------

 

YALMANKAYA GELİŞİMİNİ SÜRDÜRÜYOR

 

Temelleri 1993 yılında ilhan Yalman ve Şinasi Kaya tarafından Bursa'da atılan Yalmankaya, ilk önce çay. şeker ve meyve suyu ürünleri ile başlayan satışını, gelişen müşteri portföyü ile doğru orantılı olarak genişleterek 1999 yılında Colgate Palmolive A.Ş'nin Bursa- Yalova distribütörlüğünü almıştır. Bursa - Yalova Bölgesinde bugün 1375 satış noktasına hizmet veren Yalmankaya, bünyesinde 11 distribütörlük, 3 de bayilik barındırıyor.

 

Distribütörlükleri;

DR.OETKER GIDA SAN. A.Ş. COLGATE PALMOLİVE A.Ş.

VİKİNG KAĞIT ve SELÜLOZ A,Ş. (Lily Senso peçete grubu) EDİRNE YAĞ SAN. ve TİC.A.Ş. (Olin Yağ ve Unları) NUH'UN ANKARA MAKARNASI SAN. ve TİC. A Ş, PENGUEN GIDA SAN. A.Ş.

PATKEN SAĞLIK ÜRÜNLERİ SAN. ve TİC. A.Ş. (Joyful Çocuk Bezleri)

SEZEN GIDA LTD.ŞTİ. (Anavarza Bal)

ÖMÜR PLAS. AMB. MALZ. SAN. ve PAZ.

DORU GIDA DAĞITIM LTD. ŞTİ. (Kemal Kükrer Grubu)

ARC GIDA SAN. ve DIŞ.TİC. A.Ş. (Tuzot)

Bayilikleri;

AKKÜP GIDA LTD. ŞTİ. (Akküp küp ve Toz şekerleri) AROMA A.Ş.(meyve suyu ve doğal kaynak suyu) ÇAYKUR A.Ş. [Çaykur çay grubu)


Son olarak Bursa- Calı bölgesinde 2.850 m2'lik bir depo faaliyet? geçiren şirket, modern depolama sistemleriyle stoklarında etkin verimlilik oluşturacak.
 

 

------------------- o -------------------

 

ALTUNBİLEKLER YOLUNA DEVAM EDİYOR

 

Ankara'nın tanınmış ve güçlü süper market zincirlerinden Altunbilekler 2006 yılında zincirine eklediği yeni marketler ile büyümeye devam ediyor. İlk süpermarketini 1993 yılında açan Altunbilekler 2005 yılında 22 olan süpermarket sayısını . 2006 yılında açtıkları Kardelen. Kuşcağız. Hüseyingazi ve Pınarbaşı şubeleri ile 26' ya çıkarmışlardır.

2006 sonunda süpermarket sayılarını 30' a çıkarmayı hedeflediklerini söyleyen Mustafa Altunbilek 650 çalışanı ile Ankaralılar'a her geçen gün daha da iyi hizmet vermek için çalıştıklarını söyledi . Altunbilekler asli ticari faaliyetlerinin yanı sıra sektörün daha organize olması için yaptığı çalışmaları PERDER Derneği çatısı altında sürdürmektedir.

 

------------------ o ------------------

 

Şavak Peynirciliğin Başarısı

 

Şavak peynirciliğin hikayesi 1930 yılların başlarına dayanır... O yılarda ÖZ ŞAVAKLILAR TİCARET diye faaliyete başlayan şirket şavak tulum peyniri, petek bal ve toptan satış üzerine faaliyetleriyle ticaret hayatına başladı. ŞAVAK PEYNİRCİLİK ürün kalitesi, tecrübeli personeli, hijyenik ortamdaki üretim tesisleriyle ürünlerini tüm TÜRKİYE'ye tanıtmayı başarmıştır. Şirket I990'lı yıllara kadar ERZİNCAN ağırlıklı çalışmış fakat nam yapmış tulum peynirlerinin ülke çapında bilinirliği talep edilirliği artınca artık 1990 yılların başında MEHMET YILMAZ şirket merkezini Ankara'ya aldırarak şirketini üretim ağını Erzincan satış pazarlama ve dağıtım ağını ise Ankara olarak belirledi ve böylece halen GİMAT TOP SİTESİ 14.BLOK NO:391 MACUNKÖY/ANKARA'da hizmet veren Şavak Peynircilik artık ülkemize ve tüm dünyaya kolaylıkla hizmetlerini sunabilecek bir konuma geldi...

Global Bîr Firma

Şavak Peynircilik MEHMET YILMAZ yönetiminde ulusal firma bazından global bir firma olmaya başladı. Bugün Ankara'da faaliyetlerine devam eden şirket kendi markası altında başta ABD olmak üzere bir çok A8 üyesi ülkelere ihracat yapmaktadır. Anadolu'nun toprağından suyundan üretilen ürünleri dünya pazarlarına ulaştıran ŞAVAK PEYNİRCİLİK kendisine yeni hedefler olarak seçtiği dünya pazarında her noktada olabilmek için fizibilite çalışmalarına devam etmektedir, ülkemizin gelişen dünya koşulları altında AS üyeliğine aday olduğu bu yıllarda ve gıda konusunda çıkarılan yeni yasalar ve tesislerde mevcut olması gereken şartlar bakımından ŞAVAK PEYNİRCİLİK 2004 yılının başlarında kendisini yenileyen bir şirket olarak pazarda yeni bir atılıma daha öncülük yapmıştır. 3000 m2 alan üzerine kurulu tam teşekküllü bir tulum peyniri üretim paketleme ve depolama tesisini kurarak iki yıllık büyük bir çalışmanın sonucunda bir ilke daha imzasını atarak tesislerini 2006 yılında faaliyete geçirmiştir... Tesislerimiz tamamıyla hijyenik ortamda yurt dışından getirtilen teknoloji harikası makinelerde eğitimli ve tecrübeli personelimizin kontrolünde hizmet vermektedir. Bugün almış olduğumuz HACCP ve ISO 90001 belgelerimizle artık sadece ülkemize değil tüm dünyaya hizmet sunmanın haklı gururunu yasıyoruz.

Organik Peynircilik

Şavak peynircilik olarak bundan sonra tek hedefimiz MEHMET YILMAZ markası altındaki şavak tulum peynirinin ve petek balımızın Türkiye ve dünya pazarlarında hak edeceği yeri bulmasını sağlamak ülkemizdeki merdiven altı üretimlerin durdurulmasına katkıda bulunmak kendi markalarımızla neler yapabileceğimizi tüm dünyaya ispatlamak kaliteli sağlıklı ve hijyenik ortama da üretilen tulum peynirimizi 'Organik' bir ürün haline getirmek ve ülkemizin de bir peynir markasıyla da tanınabilecek bir ülke haline gelmesini başarabilmektir. Bu yolda bizlerle ilerleyen tüm personelimize desteklerini bizden hiç eksiltmeyen ERZİNCAN ve ANKARA Tarım il Müdürlüğü yetkililerine ve bizleri tercih eden tüm müşterilerimize ŞAVAK PEYNİRCİLİK olarak teşekkürü bir borç biliriz.... SAYGILARIMLA......MEHMET YILMAZ